Kural Koyma Üzerine
Bir süredir kendimi Ozan ile ilgili bir takım kuralları koymaya çalışırken buluyordum;
- Koltukların tepesine çıkmayalım
- Onu yapmamalıyız
- Bunu atmamalıyız
- Vesaire..
Yine bu bir süredir de bunları sürekli tekrarlayan kişi olmaktan sıkıntı duymakta idim. Çünki bir şekilde Ozan’da bu uyarılara karşı -her ne kadar olabildiğinin en yumuşağı tavırlar takınsam ve uygun ses tonu gibi şeylere dikkat etsem de- bir tepki oluşmaya başladı. Haşmetmeapları kendisini söylenen en ufak şeye karşı tepki verir oldu. Ağlamalar, bağırmalar ardı ardına gelmeye başladı. Çözüm olarak olayı çok fazla büyütmemek için bir süre tepkisiz kalmayı denedim. “Ben“ce tepkisiz kalmak yanlış bir seçimdi. Birinin kuralları koyması gerekiyordu. Yine “ben“ce ağacı yaşken eğmek gerekiyordu çünki.
İki arada bir derede yaşantımıza devam ederken, denk geldi ana okulundaki görevli pedagog ile görüşme şansım oldu. Ozan’ı daha yakından tanıdığı için bu tür sorunlara karşın en uygun çözüm ondan gelecekti.
Sonuç olarak çizilen tabloda, Ozan’ın hayatında örnek aldığı model bendim. Yani yakın ailesindeki ondan başka tek erkek. Annesi, ananesi, babannesi, teyzesi, kuzeni, bakıcısı geri kalan herkes kadındı. İşte bu model alınan kişi bir de kendisine sınırlar çizmeye kalkışınca tabiri caizse Ozan’ın sigortalar atıyordu
Aslında -her ne kadar müneccim olmasam da- resimlerden bunu anlamam gerekirdi belkide. Baksanıza şuna.
Pedagog’un bunu bizlere hatırlatması ile kural koyma işini “Anne” üstlendi. Ben arasıra çocuğun “el bebek gül bebek” modundan çıkması adına tatlı tatlı tartışıyorum yine.
Zor zanaat arkadaş, ne dersen de.. Geçen FF’de “en zor iş” sorulmuştu, çocuğu olanlar doğru cevabı verdiler ama diğerleri anlamadı henüz. Başlarına gelince anlayacaklardır
